28 Aralık 2013

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Burhan Arpad'ı andı

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) üyesi çevirmen-yazar Burhan Arpad, "Meslekte İz Bırakanlar" toplantılarının 6'ıncısında TGC Burhan Felek Konferans Salonu'nda anıldı
 
İSTANBUL – Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin düzenlediği "Meslekte İz Bırakanlar" toplantıları devam ediyor. TGC üyelerinden, gazeteci-çevirmen-yazar Burhan Arpad, "Meslekte İz Bırakanlar" toplantılarının altıncısında anıldı.

İstanbul tutkunuydu

Toplantının açılış konuşmasını TGC Başkanı Turgay Olcayto yaptı. Başkan Olcayto, "Çevirmen, gazeteci- yazar, İstanbul tutkunu Burhan Arpad'ı anmaktan mutluluk duyuyoruz. Kendisiyle tanışmıştım. Bana çok sevdiğim 'Tütün' isimli kitabını imzalamıştı. O kitabı kütüphanemin 'en başucu kitapları' olarak ayırdığım yerde tutuyorum" diye konuştu.

Örnek bir gazeteciydi

Toplantıya konuşmacı olarak katılan TGC Önceki Başkanı, Cumhuriyet Gazetesi yazarı Orhan Erinç, Bizim Gazete yazarı-şair, eleştirmen Eray Canberk, gazeteci-yazar Adnan Özyalçıner, Burhan Arpad'ı çeşitli yönleriyle anlattı. Gazeteci-yazar Adnan Özyalçıner, şunları söyledi:  "Burhan Arpad, benim tanıdığım bir ağabeyiydi. Babıali'ne geldiğimde tanıdım Burhan Arpad'ı… Çok çalışkan, örnek bir gazeteciydi. Burhan Arpad gazetecilik yaşamında, öyküleriyle romanında ve bütün öteki yazılarında ortaya koyduğu politik, siyasal görüşlerini, geleceğe olan güvenini özyaşamında da sürdürmüştür. Sendikal mücadele içinde meslektaşları Hasan Yılmaer, Erol Dallı ile birlikte "Batıda Toplu Sözleşme ve Basın Sendikaları" adlı bir kitap hazırlamıştır."

Edebiyata önemli katkı

Gazeteci Özyalçınar,  Arpad'ın edebiyata katkılarını ise şu sözlerle anlattı: "Burhan Arpad'ı yoğun gazetecilik çalışmalarının yanı sıra asıl edebiyatımıza öykü, roman, gezi yazıları, tiyatro eleştirileri, anı, bir de Alman edebiyatı ile Avusturya edebiyatından aktardığı çeviri kitaplarıyla yaptığı katkıları anmalıyız.  Burhan Arpad, bütünüyle gerçekçi bir yazardır. Yazdığı her yazıda toplumsal ilişkilerle çelişkiler bütün çıplaklığıyla yer almıştır. Özellikle romanıyla öykülerinde bu tutum baskın bir özellik gösterir. Öykücü olarak Burhan Arpad, 1940 kuşağının toplumcu gerçekçi yazarları arasında yer alır. Dönemin savaş karşıtı şairleriyle yazarlarından biri de odur. Zaten bu tavır 1940 kuşağının temel görüşüdür. Arpad, kendi romanıyla öykülerinde toplumcu gerçekçi tavrını sürdürmekle kalmamış Alman edebiyatından yaptığı Erich Maria Remarque ile Anna Seghers'in romanlarının çevirileriyle toplumcu gerçekçi görüşü destekleyerek edebiyatımıza da toplumcu gerçekçi anlayışa da önemli bir katkıda bulunmuştur."

Kent insanı Burhan Arpad

"Burhan Arpad bir kent insanıydı" diyen gazeteci Özyalçıner, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bir İstanbulsever, bir İstanbul yurttaşıydı. Bu bakımdan Burhan Arpad'ı bir İstanbul yazarı saymak gerekir. İlk öykü kitabı 1940'da yayınlanan "Şehir 9 Tablo" dur. Adından anlaşılacağı gibi kentin içinden dokuz öykü dokuz ayrı görünüm, dokuz sıradan insanın/insanların yaşamları yer alırken kentin bütünü betimlenir, bir anlamda resmedilir. Bu tür bir anlatımla onun, tiyatro sahnelerini andıran tablolar biçiminde olayı ortaya koyması hemen bütün öyküleri için geçerlidir.  Toplumcu gerçekçi içerikli, yenilikçi bir biçimi olan öykülerinin yer aldığı bu ilk kitabını dönemdaşı şair Hulusi Dosdoğru ile birlikte romancı Halit Ziya Uşaklıgil'e gönderir. Usta yazar Halit Ziya'dan aldıkları mektup, bu genç yazarları yüreklendiricidir. 19. ölüm yılında andığımız Burhan Arpad'ın örnek bir insan, örnek bir gazeteci, örnek bir yazar-edebiyatçı olarak etkisini sürdürdüğüne/sürdüreceğine inanıyorum/inanıyoruz. Genç gazeteci, yazar, edebiyatçıların da bu inancımızı paylaşacaklarına güveniyoruz."

Tiyatroya kaynak eser

TGC Önceki Başkanı Orhan Erinç, şunları söyledi: "Burhan Bey ile Cumhuriyet Gazetesi'nde aşağı yukarı 10 yıl kadar çalıştım.  Yaşıtlarının ve bizden kıdemlilerin söylediğine göre; çok içten, ince yürekli, saygılı ve atılgan  bir kişiliği vardı. Burhan Bey, ben doğduğum yıl gazeteciliğe başlamış. '10 parmağında 10 marifet var' diye tanımlanan ustalarımızdan biriydi. Sadece gazetecilikle yetinmedi, özellikle Almanca'dan çevirileri, edebiyata kazandırdı. En önemli özelliklerinden biri Dârülbedayi şimdiki adıyla İstanbul Şehir Tiyatrolarının kuruluşundan itibaren görev alan yöneticileri, sahne alan sanatçıları;  anılarıyla kaleme alarak tiyatro tarihimiz açısından çok önemli bir kaynağı da bırakmış olmasıdır. Sanatçıların, orta oyuncuların Anadolu turnelerinde yaşadıklarını yazdığı kitaplarla belgelemiş, bu gün de şehir tiyatroları hakkında araştırma yapmak isteyen gençlere çok önemli bir kaynak yaratmıştır. Burhan Bey, sadece tiyatro ile değil; sinemayla da çok yakından ilgiliydi. Aynı zamanda sinema eleştirmeni idi. Bir dönemin Türk rejisörlerin de sıraya girip ödül aldığı Berlin Film Festivali'nde 1961 – 1964'te jüri üyeliği yapan ve kendini dünyaya da kabul ettiren bir ustamız olduğunu söyleyebilirim. Burhan Arpad, bir İstanbul tutkunuydu. Cumhuriyet Gazetesi'nde salı günleri ikinci sayfada  'Hesaplaşma' başlığı altında İstanbul'un eksikliklerini, yozlaşmakta oluşunu, mimar yolsuzluklarını anlatan, çözüm öneren yazılar yazardı. Öykücülük alanında çok başarılıydı. Burhan Bey, bizim de yetişme bahtiyarlığına eriştiğimiz, kimi davranışlarını, yaklaşımını özellikle 'gazeteciliğin kötüye kullanılmaması' konusunda örnek aldığımız ustalarımızdan biriydi."

Arpad'ın eserlerine yeniden kavuşacağız"

Önceki Başkan Erinç, Arpad'ın eserlerine okuyucuların tekrar kavuşacağının müjdesini ise şöyle verdi: "Burhan Arpad'ın oğlu Ahmet Arpad, Almanya'da yaşıyor ve Burhan Bey'in kitaplarının yeni baskılarının yapılması konusunda çalışıyor" dedi.

Hakkında yazılanlar

TGC önceki Başkanı Orhan Erinç, konuşmasında Burhan Arpad için söylenenleri de şöyle aktardı:

Çelik Gülersoy: "Burhan Arpad eski haksız ve içten dıştan çürümüş devlet çatısının çöktüğünü, yeni ve onurlu bir devletin kurulmasını yaşamış bir tanık, bir sosyalisttir. Çok partili dönemde çıkar ortaklıklarında birbirleriyle çok iyi anlaşanlardan uzaklaşmasını bildi…Çok partili dönemde çıkar ortaklıklarında birbirleriyle çok iyi anlaşanlardan uzaklaşmasını bildi.. Arsa spekülatörleri-politikacılar-lumpen proletarya üçlüsünün kente ve insanımıza verdiği onulmaz zarar netlikle gördü, çekincesiz açıkça yazdı."


Mücap Ofluoğlu: "Burhan Arpad, kendi kendini yetiştirmiş gerçek bir aydındır. 1936 yılında Vakit Gazetesi'nde başlayan basın emekçiliğinde, tiyatro yazılarında ve eleştirilerinde, toplumcu ve gerçekçi öykülerinde hep doğru bildiği yolda ödün vermeden yürümüş bir hümanizm savaşçısıdır…"


Tahir Alansu: "Burhan Arpad, konularını yaşamöyküsel türde ele alarak edebiyatımızda başkalarının pek beceremediği bir işi başarmıştır."
 

Melih Cevdet Anday: "Burhan Arpad'ı öykülerinde kesin yargıdan, büyük sözlerden kaçınması yazdıklarının daha keyifle okunmasını sağlıyor…"
 

Uğur Mumcu: "Öykü, çeviri ve yazıları ile elli yıldır Babıâli yokuşunu durmadan tırmanır Burhan Arpad…"
 

Yüksel Pazarkaya: "Burhan Arpad, 20. yüzyılda ülkemizde en güzel izi bırakmış aydın ve yazarlarımızdan biri olarak edebiyatımızda ve edebiyat tarihinde yerini alacaktır.

Almanca öğrenme tutkusu

Eray Canberk,  Arpad ile ilgili şunları anlattı: "İşe adliye muhabiri olarak başladı. Adliye muhabirliği, insanları olduğu gibi, her yönüyle tanımasına yol açar. Burhan Arpad, bundan çok yararlanmıştır. 'Adliye muhabiri olmasaydım bu kadar şeyi göremeyecektim' demiştir. Bir de benim dikkatimi en çok çeken konu Arpad'ın Almanca öğrenme tutkusu. Hikayelerinde görünen emek, işçi sınıfı, sigara fabrikasında çalışmasından kaynaklanıyor. Burhan Arpad, genç yaşta babasını vefat edince hayatını kazanmak için sigara fabrikasında muhasebe yardımcısı olarak işe başlamış. Bu arada Almanca bir film görüyor ve o filmde Almancayı çok beğeniyor. Öğrenmeye karar veriyor. Öğlen paydoslarında yürüyerek Tünele gidiyor, Almanca öğretmeninden ders alıyor,  iş başı düdükleri çalmadan da fabrikadan içeri girmiş oluyor. Buna karşılık da aldığı ücreti, Almanca öğretmenine veriyor."

Biyografi dersi verilmeli

Canberk, biyografinin de önemine dikkat çekerek liselerde edebiyatın dışında biyografi dersinin verilmesinin gençlere çok önemli katkılar sağlayacağını anlattı. Yazar Canberk, "Bir yazarı anlamanın en güzel yolu elbette yazarın eserlerini okumaktır. Benim yıllardan beri üzerinde durduğum bir konu var. Liselere biyografi dersi konulmalı. Çocuklara edebiyat dışında biyografi okutulmalı. Eğer tarih, özellikle yakın tarihi öğretmek istiyorsak bu çok önemli. Bunun en güzel örneği Burhan Arpad'ın kitaplarıdır. Arpad, Türk okurunun bilmediği, tanımadığı yazarları bize çevirerek kazandırmıştır" dedi.

Münevver Çakırtaş

Bizim Gazete, 28.12.2013
Cumhuriyet, 28.12.2013

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder